AVRUPA ANTİBİYOTİK FARKINDALIK GÜNÜ
Avrupa Antibiyotik Farkındalık Günü 18 Kasım 2009'da gerçekleşecektir. Bu günün amacı, antibiyotik direncinin oluşturduğu halk sağlığı tehdidini anlatarak farkındalığın artmasını ve antibiyotiklerin uygun biçimde kullanımını sağlamaktır. Yılda bir kez bu etkinlik gerçekleşecektir.
Elde edilen son veriler, Avrupa Birliğinde dirençli bakterilerle enfekte olan hasta sayısının artmakta olduğunu ve antibiyotik direncinin halk sağlığı açısından önemli bir tehdit oluşturduğunu göstermektedir.
Akılcı antibiyotik kullanımı ile dirençli bakterilerin gelişmesini engellemek ve antibiyotiklerin etkisinin gelecekte de korunmasını sağlamak mümkün olabilir. Ulusal toplum bilincinin kazandırılmasına yönelik başarılı kampanyalar sonucunda, daha akılcı antibiyotik kullanımı ile birlikte antibiyotik direnci seviyelerinde azalma görülmeye başlanmıştır.

ECDC’NİN ROLÜ
Avrupa Hastalıkları Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC), bir Avrupa Birliği kuruluşudur. Amacı Avrupa'da bulaşıcı hastalıklara karşı savunmanın güçlendirilmesidir.
ECDC'nin misyonu, insan sağlığına açısından bulaşıcı hastalıkların oluşturduğu tehlikeleri tespit etmek, değerlendirmek ve bildirmektir. ECDC, bu amaçla “enfeksiyon sürveyansı” ile “erken uyarı ve yanıt sistemi”ni geliştirmek ve güçlendirmek için Avrupa çapındaki koruyucu hekimlik kuruluşları ile ortak çalışmalar yürütmektedir.
ECDC, Avrupa genelinde uzmanlarla ve sağlık otoriteleriyle birlikte çalışmaktadır. Bu yolla gerek mevcut olan, gerek yeni ortaya çıkan bulaşıcı hastalıkların yol açtığı riskler hakkında bilimsel çalışmalar yapabilmekte ve öneriler geliştirebilmektedir. Ek olarak tüm Avrupa'ya ait sağlık alanındaki birikimler tek bir merkezde toplamaktadır. Böylece Avrupa Birliği bulaşıcı hastalıklar bilgi ve iletişimine katkıda bulunmaktadır.

ORTAKLAR
Avrupa Hastalıkları Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC), Avrupa Antibiyotik Farkındalık Günü hazırlık ve organizasyonunda profesyonel AB kuruluşları ve sağlık ağlarının destek ve ortaklığı ile birlikte çalışmalar yürütmüştür.
Avrupa Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği (ESCMID)
Avrupa Daimi Doktorlar Komitesi (CPME)



Gerek ulusal düzeyde gerek tüm Avrupa düzeyinde bu girişime katılım konusunda ilgi gösteren diğer kuruluşlarla da iletişim kurmaktan memnuniyet duyacağımızı belirtiriz.
Daha fazla bilgi için lütfen http://www.ecdc.europa.en adresine gidiniz

SİZ DE KATILIN
Avrupa Antibiyotik Farkındalık Günü, daha çok genel kamuyu ve reçete yazan uzmanlaşmamış doktorları hedeflemektedir. Eğer bu girişimi destekliyorsanız, aşağıda bu girişime nasıl katkıda bulunacağınıza ilişkin bazı fikirler yer almaktadır:

Günden bahsedin
- Arkadaşlarınızla, ailenizle ve meslektaşlarınızla Avrupa Antibiyotik Farkındalık Günü ve önemi hakkında konuşun.
- Web sitenize, e-posta imzanıza veya internet günlüklerinize bir link ekleyerek Avrupa Antibiyotik Farkındalık Gününün bültenlerde, web sitelerinde, medya ve İnternette tanıtılmasına yardımcı olun.
- Bu web sitesindeki bilgi materyallerini yazdırın ve dağıtın.

AKILCI ANTİBİYOTİK KULLANIMI
Avrupa Antibiyotik Farkındalık Günü’nün amacı, antibiyotiklerin akılcı kullanımını sağlamak için insanları doktorların önerilerine uymaları hakkında teşvik etmek, bu sayede gereksiz antibiyotik kullanımına son vermek ve antibiyotiklerin doğru şekilde kullanılmasının önemini vurgulamaktır.
Antibiyotik nedir?
Antimikrobiyal ilaçlar olarak da bilinen antibiyotikler insanlarda, hayvanlarda ve bazen bitkilerde ortaya çıkan enfeksiyonları tedavi etmek amacıyla bakterileri öldürmek veya çoğalmasını durdurmak için üretilen ilaçlardır. Antibiyotikler bakteriyel enfeksiyonların (pnömokok pnömonisi veya stafilokokal dolaşım sistemi enfeksiyonları gibi) tedavisinde kullanılan ilaçlardır; virüslere karşı etkili olan antimikrobiyal ilaçlar ise genellikle antiviral ilaçlar (influenza, HIV ve herpes tedavisinde kullanılan ilaçlar gibi) olarak adlandırılır. Her antibiyotik her bakteriye karşı etkili değildir. Kimyasal yapılarına ve bakterilere karşı etkilerine göre değişiklik gösteren 15'den fazla farklı antibiyotik sınıfı vardır. Bir antibiyotik, sadece bir veya birden fazla bakteri türüne karşı etkili olabilmektedir.

Antibiyotik direnci nedir?
Bie antibiyotiğin belli bir bakteriyi öldürme veya çoğalmasını durdurma özelliğini kaybetmesi halinde, o bakteri o antibiyotiğe karşı direnç geliştirmiş demektir. Bazı bakteriler belli antibiyotiklere karşı doğal olarak dirençlidir (içsel veya doğal direnç). Normalde antibiyotiklere karşı duyarlı olan bazı bakterilerin genetik değişiklik yani mutasyon sonucu direnç göstermesi (kazanılmış direnç) daha endişe verici bir sorundur. Dirençli bakteri, antibiyotik karşısında hayatta kalarak çoğalmaya devam etmekte ve hastalığın daha uzun sürmesine ve hatta ölüme yol açmaktadır. Dirençli bakterilerin neden olduğu enfeksiyonların tedavisinde daha ciddi yan etkileri olabilen ve daha pahalı olabilen başka antibiyotiklerin kullanılması gerekebilir ve tedavi daha uzun sürebilir.



Antibiyotik direncinin en önemli sebebi nedir?
Antibiyotik direnci, bakteri genlerindeki mutasyonların neden olduğu doğal bir olaydır. Ancak, aşırı ve uygunsuz antibiyotik kullanımı antibiyotik dirençli bakterilerin ortaya çıkmasını ve yayılmasını hızlandırmaktadır. Duyarlı bakteriler antibiyotiğe maruz kaldıklarında ölürler ve dirençli bakteriler büyümeye ve çoğalmaya devam edebilirler. Bu dirençli bakteriler yayılabilir ve hiç antibiyotik kullanmayan diğer insanlarda enfeksiyonlara neden olabilir.



“Uygunsuz” antibiyotik kullanımı nedir?
Yanlış sebeplerle antibiyotik kullandığınızda: antibiyotiklerin etkili OLMADIĞI virüsler çoğu kez soğuk algınlığı ve grip enfeksiyonlarına yol açar. Bu tür durumlarda, antibiyotik almak durumunuzu iyileştirmez: antibiyotikler ateşi veya hapşırık gibi bulguları hafifletmez.
Antibiyotikleri uygun olmayan biçimde kullandığınızda: eğer tedavi süresini kısaltırsanız, dozları düşürürseniz ve antibiyotiği doğru sıklıkta almazsanız (ilacı talimatlara uygun olarak günde 2 veya 3 kez almak yerine günde bir kez alırsanız), ilaç vücudunuz için yeterli olmayacaktır ve böylece bakteriler hayatta kalmaya devam ederek dirençli hale gelecektir.
Antibiyotikleri ne zaman ve nasıl kullanacağınız hakkında daima doktorunuzun tavsiyelerine uyun.



Dirençli bakterilerin neden olduğu hastalıklar hangileridir?
Dirençli bakteriler çok çeşitli enfeksiyonlara yol açabilirler: idrar yolu enfeksiyonu, akciğer enfeksiyonları, cilt enfeksiyonu, diyare, kan dolaşımı enfeksiyonu. Enfeksiyonun gelişeceği bölge bakterilere ve hastanın durumuna bağlıdır.
Dirençli bakteriler nedeniyle hastanede yatan hastalar, yatırılma sebepleriyle ilişkisi olmayan enfeksiyonlar açısından risk altındadırlar. Bunlar arasında
-MRSA (metisiline dirençli Staphylococcus aureus)'un neden olduğu dolaşım sistemi ve cerrahi bölge enfeksiyonları,
-GSBL (bazı antibiyotikleri yok edebilen enzimler olarak bilinen genişlemiş spektrumlu beta-laktamazlar) üreten Enterobacteriaceae türlerinin yol açtığı kan dolaşımı enfeksiyonları,
-vankomisin dirençli Enterococcus türlerinin yol açtığı kalp kapağı enfeksiyonları ve
-karbapenem dirençli Acinetobacter baumannii’nin yol açtığı cerrahi alan ve cerrahi yara enfeksiyonları sayılabilir.

Antibiyotik direnci neden bir problemdir?
Dirençli bakterilerin neden olduğu enfeksiyonların tedavisi sorunludur. Bu durumda yaygın olarak kullanılan antibiyotikler artık etkilerini kaybettiği için doktorlar diğer antibiyotikleri tercih etmek zorunda kalmaktadırlar. Böylece hastaya doğru tedavinin uygulanması gecikebilmekte ve ölüm gibi komplikasyonlarla sonuçlanabilmektedir. Dirençli bakterilerin neden olduğu enfeksiyonların tedavisinde daha ciddi yan etkileri olabilen ve daha pahalı olabilen başka antibiyotiklerin kullanılması gerekebilir ve tedavi daha uzun sürebilir.

Problem ne kadar ciddidir?
Aynı zamanda birbirinden farklı birkaç antibiyotiğe dirençli olan (çoklu ilaç dirençli bakteriler olarak bilinen) yeni bakteriyel suşların ortaya çıkmasıyla birlikte durum daha da kötüye gitmektedir. Bu tür bakteriler, en sonunda mevcut bütün antibiyotiklere karşı direnç gösterebilirler. Antibiyotikler olmadan organ nakillerinin, kanser kemoterapisinin, yoğun bakım ve diğer tıbbi prosedürlerin mümkün olmadığı “antibiyotik öncesi çağ”a geri dönmemiz muhtemeldir. Böyle bir durumda ise, bakteriyel hastalıklar yayılabilir ve ölümle sonuçlanarak tedavisi mümkün olmayabilir.

Problem geçmişe oranla daha mı kötü?
Antibiyotikler bulunmadan önce, akciğer enfeksiyonları veya cerrahi girişim sonrası ortaya çıkan enfeksiyonlar gibi nedenlerden binlerce insan ölmekteydi. Antibiyotiklerin kullanılmaya başlanması ile birlikte, başlangıçta duyarlı olan bakteriler direnç geliştirmeye başladılar ve bunun için çok çeşitli yöntemler geliştirdiler. Direncin giderek artmasının yanı sıra, son yıllarda geliştirilen yeni antibiyotiklerin az sayıda olması nedeniyle, antibiyotik direnci problemi şu anda halk sağlığı açısından büyük tehlike oluşturmaktadır.

Problemi çözmek için ne yapılabilir?
Antibiyotiklerin etkili olmasını sağlamak herkesin sorumluluğudur. Antibiyotiklerin uygun biçimde kullanılması, dirençli bakterilerin gelişmesini azaltır ve antibiyotiklerin etkisinin korunmasına yardımcı olarak gelecek kuşakların da onlardan yararlanmasını sağlar. Bu nedenle, antibiyotiklerin ne zaman ve nasıl alınması gerektiğini bilmek önemlidir. Akılcı antibiyotik kullanımı hakkında toplum bilincinin geliştirilmesine amacıyla bazı ülkelerde yapılan başarılı kampanyalar sonucunda antibiyotik tüketiminde azalma görülmeye başlanmıştır. Antibiyotik direncinin azaltılmasında herkes önemli bir rol üstlenebilir.



Hastalar
Antibiyotik alırken doktorunuzun tavsiyelerine uyun.
Mümkün olduğu zamanlarda uygun aşı kampanyalarına katılarak enfeksiyon kapma riskini önleyin.
Örneğin hapşırdıktan veya öksürdükten sonra, diğer nesneler ve insanlarla temas etmeden önce, kendi ellerinizi ve çocuklarınızın ellerini düzenli olarak yıkayın.
“Artmış” veya reçetesiz alınmış antibiyotikler yerine her zaman tıbbi reçeteye tabi antibiyotikleri kullanın.
Artık ilaçları nasıl imha edeceğiniz hakkında eczacınızdan bilgi alın.

Doktor ve diğer sağlık personelleri (ör: eczacılar ve hemşireler)
Kanıta dayalı kılavuzlara uygun olarak antibiyotikleri yalnızca gerekli görüldüğü takdirde reçete edin. Eğer mümkünse “geniş spektrumlu” yerine enfeksiyona uygun özgün antibiyotikleri reçete edin.
Hastalara soğuk algınlığı ve grip semptomlarını antibiyotik kullanmadan nasıl hafifletebileceklerini açıklayın.
Doktor tarafından reçete edilen antibiyotikleri kullanırken hastaların tedaviye uygun davranmaları gerektiğinin neden önemli olduğunu açıklayın.

Avrupa’da antibiyotik direnci

Antibiyotik direnci Avrupa'da bir problem mi?
Sürveyans verileri, antimikrobiyal direncin Avrupa'daki hastanelerde ve toplumda giderek büyüyen bir halk sağlığı sorunu olduğunu ortaya koymaktadır. Majör antibiyotiklere dirençli Escherichia coli hemen hemen Avrupa'daki tüm ülkelerde artış göstermeye başlamıştır. E. coli, idrar yolu enfeksiyonlarına ve daha ciddi enfeksiyonlara yol açan en yaygın bakterilerden biridir.
Halk sağlığına yönelik bu sorunu ele almak üzere 2001 yılında Avrupa Birliği Konseyi, ülkelerin akılcı antibiyotik kullanımının sağlanması amacına yönelik tedbirleri devreye sokmalarını bildiren bir tavsiye belgesi yayınlamıştır (insan ilaçlarındaki antimikrobiyal ajanların akılcı kullanımı hakkında 15 Kasım 2001 tarihli Konsey tavsiye kararı (2002/77/EC)). Birkaç yıl önce bazı ülkeler toplum bilincinin kazandırılması için kampanyalar içeren ulusal programlar başlattılar ve bunun sonucunda hem antibiyotik tüketiminde hem de antibiyotik direncinde azalma görüldüğünü tespit etiler.

Neden bazı ülkeler diğerlerinden daha fazla etkileniyor?
Direnç oranlarının farklılık göstermesine birçok sebep yol açar. Antibiyotik kullanımı, birincil hastalıklar, hastane bakımının kalitesi, aşılama oranları ve sosyal faktörler bunlar arasında sayılabilir. Tek faktörden kaynaklı dirençli enfeksiyonların oranını tespit etmek her zaman mümkün olmayabilir. Avrupa Antimikrobiyal Direnç Bildirim Sistemi'nden elde edilen verilere göre (http://www.rivm.nl/earss/) direnç oranları İskandinav ülkeleri ile Hollanda'da düşük, Güney Avrupa'da ise yüksek olmak üzere Kuzey-Güney doğrultusunda değişim göstermektedir. Antibiyotik direnç oranları yüksek olan ülkelerde daha fazla antibiyotik kullanılmakta iken düşük direnç oranlarına sahip ülkelerde genellikle daha az antibiyotik kullanılmaktadır.

Dünyanın diğer bölgelerinde direnç durumu nedir?
Uygunsuz antibiyotik kullanımı dünya çapında bir sorundur. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), ülkelerin antibiyotik direncini izlemek ve etkin önlemler alınmasını sağlamaya yönelik sistemler oluşturmasına (örneğin, antibiyotiklerin yalnız reçete ile satın alınmasını sağlamak gibi) yardımcı olmak için global strateji dökümanları ve kılavuzlar yayınladı. Gelişmekte olan ülkelerde akılcı antibiyotik tedavisinden yoksun olan insanların hayatlarını kaybetmeleri nedeniyle antibiyotik direnci her kıtada endişe yaratmaya devam ediyor.

Antibiyotik direnci ve gıda üreten hayvanlar
Gıda üreten hayvanlarda hangi antibiyotikler kullanılmaktadır? Bunların insanlarda kullanılan antibiyotiklerle ilişkisi var mıdır?
Hayvanlarda görülen bakteriyel enfeksiyonların tedavisinde ve önlenmesinde kullanılan antibiyotikler, insanlarda kullanılan antibiyotikler ile aynı kimyasal grupta yer almaktadır. Bunlar arasında makrolitler, tetrasiklinler, kinolonlar, beta-laktamlar, aminoglikozitler sayılabilir. Bu nedenle hayvanlar, aynı zamanda insan enfeksiyonları için kullanılan antibiyotiklere karşı dirençli olan bakteriler taşıyabilirler.

Gıda üreten hayvanlarda antibiyotik kullanılmasının sorunun çözümüne katkısı var mıdır?
Campylobacter veya Salmonella gibi gıda tüketimi ile ilişkili belli dirençli bakteriler, gıda yoluyla hayvanlardan insanlara bulaşabilmektedir. Hayvanlarla doğrudan temas yoluyla da insanlar dirençli bakteri taşıyabilirler. Ancak, insanlardaki antibiyotik direncinin majör sebebi, insan ilaçlarında antibiyotik kullanımı ile sınırlı kalmaktadır.

MRSA nedir?
Staphylococcus aureus, sağlıklı insanların %20'si ile % 30'unda ciltte ve mukozada bulunan yaygın bir bakteridir. Vücuda girdiğinde bazen enfeksiyonlara yol açabilmektedir. Tipik olarak cilt ve yara enfeksiyonlarına neden olmakla birlikte akciğer, cerrahi alan, dolaşım sistemi, kalp, kemik gibi invaziv enfeksiyonlara da neden olabilmektedir. Metisiline (veya bir penisilin türü olan oksasiline) dirençli olduğunda MRSA veya “Metisilin-Dirençli Staphylococcus aureus” olarak adlandırılır. Tipik olarak, hastanelerde görülen MRSA diğer birçok antibiyotiğe de dirençlidir.

MRSA'nın sebepleri nelerdir?
MRSA, esas olarak insandan insana doğrudan temas yoluyla veya ekipman ya da tıbbi cihazlar yoluyla bulaşmaktadır. Antibiyotik kullanımı da MRSA taşıma riskinin yüksek olması ile ilişkilidir.

Hastanelerde ortaya çıkabilecek MRSA riskleri nelerdir?
MRSA, hastanede bakım esnasında özellikle ameliyat, enjeksiyon, ventilasyon gibi invaziv işlemlerin uygulanması sırasında birçok kez kana veya vücuttaki diğer bir dokuya geçebilmektedir. Bunun sonucunda yerel cilt enfeksiyonları veya akciğer enfeksiyonu, dolaşım sistemi enfeksiyonları ve cerrahi alan enfeksiyonları gibi daha fazla hayati risk oluşturan enfeksiyonlara neden olabilmektedir. Hastaneler bu riski azaltmak için birtakım önleyici faaliyetler uygulamaktadır. Bunlar el yıkama veya alkol bazlı solüsyon ile dezenfeksiyon, ameliyat öncesi antisepsi, dirençli bakteri taşıma riski yüksek olan hastaların izlenmesi ve izole edilmesi ve akılcı antibiyotik kullanımı şeklindedir.

Toplumda ortaya çıkabilecek MRSA riskleri nelerdir?
MRSA'nın deride oluşabilen kesiler yoluyla vücuda girmesi halinde toplumda da MRSA enfeksiyonları görülebilir. Çeşitli ülkelerde, örneğin Kuzey Amerika'daki spor takımlarında ve hapishanelerde toplum kaynaklı MRSA (TK-MRSA) enfeksiyonları tanımlanmış ve enfeksiyonun aile üyelerine bulaştığı belgelenmiştir. Yaygın karakteristik özelliği, insandan insana yakın temas şeklinde kendini gösterir. TK-MRSA enfeksiyonları daha çok cilt enfeksiyonları (çıbanlar) ve apse şeklinde görülür, fakat TK-MRSA'nın Panton-Valentine Leukocidin (PVL) gibi bir toksin üretmesi halinde kan dolaşımı enfeksiyonları gibi daha ciddi enfeksiyonlar da oluşabilmektedir.

MRSA riskine karşı kendimi ve ailemi nasıl koruyabilirim?
Kendinizi ve ailenizi MRSA'ya karşı korumanın en önemli yolu basit hijyen kurallarına uymaktır. Yaraları, kesileri ve sıyrıkları temizleyin ve sarın, iyileşene kadar ellerinizi temiz tutun, tıraş bıçağı ve havlu gibi kişisel eşyaları ortak kullanmaktan kaçının. MRSA enfeksiyonuna yakalanmanız halinde, kendinizi ve ailenizi korumak için hem hastane ortamında hem de evinize döndüğünüzde hangi hijyen kurallarına uymanız gerektiğini doktorunuza veya hemşirenize sorun.

Escherichia coli nedir?
Escherichia coli veya E. coli, hepimizin sindirim sisteminde bulunan ve en yaygın rastlanan bakterilerden biridir. Enterobacteriaceae (Klebsiella, Enterobacter ile birlikte) olarak adlandırılan bakteri familyasındandır. E. coli genellikle zararsızdır; fakat bazen enfeksiyonlara, çoğunlukla da idrar yolu enfeksiyonlarına yol açabilmektedir. Son yıllarda, aynı anda çok sayıda antibiyotiğe karşı (rapor edilen florokinolonlar ve üçüncü kuşak sefalosporinler dahil) dirençli E. coli enfeksiyonlarında artış görülmeye başlanmıştır.

Dirençli Escherichia coli'nin sebepleri nelerdir?
Örneğin bir önceki antibiyotik tedavisinin florokinolon ile yapılmasının dirençli E. coli ile ilişkili olduğu saptanmıştır. Dirençli E. coli sonradan insanlar arasında yayılabilmektedir.

Hastanelerde ortaya çıkabilecek dirençli Escherichia coli riskleri nelerdir?
Hastane ortamındaki tehlikenin kaynağı, kendi bağırsağınızdaki E. coli'nin ameliyat veya enjeksiyon gibi invaziv işlemlerin uygulanması sırasında kana veya diğer bir dokuya geçme olasılığıdır. Bunun yanı sıra, doğrudan temas (eller) yoluyla başka bir insandan da bulaşabilmektedir. Bunun sonucunda ise idrar yolu enfeksiyonları, akciğer enfeksiyonları, dolaşım sistemi enfeksiyonları ve cerrahi alan enfeksiyonları gibi çok çeşitli enfeksiyonlara yol açabilmektedir. Hastaneler bu riski azaltmak için akılcı antibiyotik kullanımı, ameliyat öncesi antisepsi, idrar yolu enfeksiyonlarını önlemek için aseptik işlemler, el hijyeni ve dirençli bakteri taşıma riski yüksek olan hastaların izlenmesi gibi birtakım önleyici uygulamalarda bulunmaktadır.

Toplumda ortaya çıkabilecek dirençli Escherichia coli riskleri nelerdir?
Toplumda ortaya çıkabilecek dirençli E. coli için başlıca risk faktörleri önceki antibiyotik tedavileridir. Dirençli E. coli ile gelişen idrar yolu enfeksiyonu halinde etkili bir tedavinin uygulanması gecikebilir ve bu yüzden böbrek veya dolaşım sistemi enfeksiyonları gibi ciddi komplikasyonlarla sonuçlanabilir.
UZMANLAR İÇİN BİLGİLER

Nozokomiyal enfeksiyonlar ve antimikrobiyal direnç, Avrupa Parlamentosu ve Konseyi'nin 2119/98/EC Sayılı Kararı uyarınca bulaşıcı hastalıkların düzenli olarak Avrupa Topluluğu internet ağında saklanması hakkındaki 22 Aralık 1999 tarih ve 2000/96/EC sayılı Komisyon Kararı'nın ekinde yer alan Ek 1'de listelenen iki özel sağlık konusudur.

Nozokomiyal enfeksiyonlar hastanede kazanılan enfeksiyonlarla ilişkilidir. Günümüzde ise “Sağlık bakımı ile ilişkili enfeksiyonlar” terimi tercih edilmektedir; çünkü yalnız hastanede kazanılan enfeksiyonları değil aynı zamanda uzun dönemli bakım hizmetleri, bakım evleri, evde bakım vb. gibi sağlık bakımının sağlandığı diğer ortamlarda kazanılan enfeksiyonları da kapsamaktadır.
Mikroplar olarak da adlandırılan mikroorganizmalar bakterileri, virüsleri, mantarları ve parazitleri içerir.
Antimikrobiyaller, canlı organizmaları öldürmek veya çoğalmasını durdurmak için üretilen tıbbi ürünlerdir ve bunlardan bazıları aşağıda verilmiştir:
Antibakteriyaller (çoğunlukla antibiyotikler olarak adlandırılırlar ve bakteriyel enfeksiyonlara karşı aktiftir),
Antimikobakteriyel ilaçlar (spesifik olarak tüberküloz ve diğer mikobakteriyel enfeksiyonlara karşı aktiftir),
Antiviraller (influenza, HIV, herpes enfeksiyonları gibi viral enfeksiyonlara karşı aktiftir),
Antifungaller (fungal enfeksiyonlara karşı aktiftir),
Antiparaziter ilaçlar (parazitlerin yol açtığı sıtma ve diğer enfeksiyonlara karşı aktiftir).
Tedavi veya profilaksi için kullanılan bir veya birkaç antimikrobiyale karşı dirençli olma anlamına gelen antimikrobiyal direnç bir hastalık değil, 2000/96/EC sayılı Komisyon Kararı'nda listelenen bulaşıcı hastalıklardan sorumlu her mikroorganizma için ve bunun yanı sıra nozokomiyal enfeksiyonlar ve sağlık bakımı ile ilişkili diğer enfeksiyonlar için geçerli olabilen bir özelliktir.
Çoklu ilaç dirençli türler dahil olmak üzere antimikrobiyal dirençli mikroorganizmalar çoğunlukla sağlık bakımı ile ilişkili enfeksiyonlardan sorumludur; fakat ayrıca hastane dışındaki hastalarda görülen enfeksiyonlardan da sorumludurlar ve sağlıklı bireylerde, evcil hayvanlarda ve çevrede normal bakteriyel floranın bir parçası olarak görülebilirler. Bununla birlikte, enfeksiyonlardan da sorumludurlar ve gıda üreten hayvanlardan ve bazen de gıdalardan izole edilirler.
Diğer taraftan, sağlık bakımı ile ilişkili enfeksiyonların çoğu antimikrobiyallere karşı dirençli olmayan mikroorganizmalardan kaynaklanmaktadır. Bu nedenle, bu iki kavram gerçekte birbirinden oldukça farklıdır; fakat tarihsel ve profesyonel nedenlerle çoğu kez birlikte değerlendirilmektedir.

Antimikrobiyal direnç, bir mikroorganizmanın (örn., bakteri, virüs veya sıtma paraziti gibi bir parazit) antimikrobiyal bir ajanın etkisine karşı direnç gösterebilmesidir.
Bu bir bakıma mikroorganizmanın çevresine uyum sağlamasıdır. Her tür antimikrobiyal kullanımı, mikroorganizmayı ya uyum sağlamaya ya da yok olmaya zorlar.
Mikroorganizmalar koloniler oluştururlar ve insanları veya hayvanları enfekte ederler. İnsanlar ve hayvanlar antimikrobiyal tedavilere karşı direnç göstermezler; bakteriler ve diğer mikroorganizmalar direnç gösterebilirler.
Antimikrobiyal direnç, bu mikroorganizmanın neden olduğu enfeksiyonu tedavi etmek veya önlemek amacıyla antimikrobiyal ajanın etkisinin azalmasına veya yok olmasına neden olur.
Bakteriler için antibiyotik direnci, bakterilerin herhangi bir antibiyotiğin varlığına rağmen üreyebilmesi ve enfeksiyon yapabilmesidir.
Spesifik antibiyotikler bakterileri öldürme veya çoğalmasını durdurma özelliklerini kaybettiğinde bakteriler antibiyotiklere karşı direnç gösterir.
Bazı bakteriler belli antibiyotiklere karşı doğal olarak dirençlidir (içsel veya doğal direnç).
Normalde antibiyotiklere karşı duyarlı olan bazı bakterilerin genetik mutasyon (kazanılmış direnç) sonucu direnç göstermesi daha endişe verici bir sorundur.
Buna ek olarak, bir bakteri türündeki antibiyotik direncini kodlayan genler, insan vücudu içerisinde, genetik materyal değişimi yoluyla diğer bakteri türlerine kolayca yayılabilmekte ve onların da direnç kazanmalarına yol açabilmektedir.
“Ekolojik alan” mücadelesinde, antibiyotikler etraflarında dolaşan ve hala duyarlı olan bakterileri yok ettiği için dirençli bakterilerin hepsi ayıklanır.
Antibiyotik dirençli tüm bakteriler, antibiyotik karşısında hayatta kalarak çoğalmaya devam etmekte ve hastalığın daha uzun sürmesine ve hatta ölüme yol açmaktadır.
Antibiyotik dirençli bakterilerin neden olduğu enfeksiyonlar, daha ciddi yan etkileri olabilen ve daha pahalı olabilen farklı antibiyotiklerin kullanımına yol açabilir ve daha uzun bir tedaviyi gerektirebilir. Ayrıca, antibiyotik dirençli bakterilerin tedavisi, hasta tarafından evde alınabilen oral antibiyotikler yerine hastane ortamında uygulanan intravenöz antibiyotik tedavisini gerektirebilir.
Antibiyotik dirençli bakteriler bir kez insan vücuduna yerleştiğinde başka bir insana da bulaşabilmektedir ve herhangi bir popülasyonda (hastane veya toplum) antibiyotik tüketiminin yüksek olması bakterilerin bu şekilde bulaşmasını büyük oranda destekler.
Çoklu ilaç direnci, bir mikroorganizmanın birden fazla antimikrobiyale karşı direnç göstermesi anlamına gelmektedir.
Çoklu ilaç direnci, sağlık bakımı ile ilişkili enfeksiyonlardan sorumlu bakteriler, besin ve suyla bulaşan enfeksiyonlardan sorumlu mikroorganizmalar, tüberküloz, gonore ve HIV gibi cinsel yolla bulaşan hastalıklardan sorumlu mikroorganizmalar dahil olmak üzere tüm mikroorganizmalarda gelişebilir.
Çoklu ilaç dirençli mikroorganizmalarla mücadele etmenin yolu, bu mikroorganizmaların enfekte ettiği hastaların tedavisi için mevcut (eğer varsa) sınırlı sayıdaki tüm opsiyonların kullanılmasıdır.

Çoklu ilaç dirençli yaygın bakteri örnekleri şunlardır:
Metisilin-dirençli Staphylococcus aureus (MRSA)
Vankomisin-dirençli enterokok (VRE)
Genişlemiş spektrumlu beta-laktamaz (GSBL) üreten Enterobacteriaceae türleri (Escherichia coli ve Klebsiella pneumoniae gibi)
Çoklu ilaç dirençli peudomonas aeruginosa
Clostridium difficile
Ülkemizde mevcut olan antibiyotik direnç oranları ile ilgili Hitit projesi kapsamında elde edilen veriler grafikler halinde sunulmaktadır.









Antimikrobiyal direnç oluşumunun iki majör sebebi vardır. Bunlardan biri antimikrobiyal kullanımıdır ve mikroorganizmalar üzerinde ekolojik baskı uygulayarak popülasyonlardaki antimikrobiyal dirençli mikroorganizmaların ortaya çıkmasına ve ayıklanmasına yardımcı olur. Diğeri de antimikrobiyal dirençli mikroorganizmaların insanlar, hayvanlar ve çevre arasında yayılması ve çapraz bulaşmasıdır.
Bu nedenlerle antimikrobiyal direncin yönetilmesi, kontrolü ve önlenmesi için iki ana faaliyet alanı vardır. Bunlardan biri akılcı antimikrobiyal kullanımıdır (yani sadece ihtiyaç duyulduğunda, doğru dozda, doğru doz aralığında ve doğru zaman aralıklarında). Diğeri ise
antimikrobiyal dirençli mikroorganizmaların çapraz bulaşmasını kontrol etmek için enfeksiyon kontrolüne yönelik el hijyeni, hastaların izlenmesi ve izole edilmesi gibi hijyenik önlemlerin alınması ve aşı uygulamalarıdır.
AB'deki antimikrobiyal direnç yükünün bir kısmı gıda üreten hayvanlarda kullanılan antimikrobiyallerden kaynaklanmaktadır.
Hayvanlarda görülen bakteriyel enfeksiyonların tedavisinde ve önlenmesinde kullanılan antibiyotikler, insanlarda kullanılan antibiyotikler ile aynı kimyasal grupta yer almaktadır. Bu nedenle hayvanlar, aynı zamanda insan enfeksiyonlarını tedavi etmek için kullanılan antibiyotiklere karşı dirençli olan bakteriler taşıyabilirler.
Salmonella ve Campylobacter gibi belli bakteriler, kontamine gıdaların tüketilmesi ile bulaşır ve diyareye yol açar.
Hayvanlar, antibiyotiğe maruz kaldıklarında, gıda yoluyla hayvanlardan insanlara bulaşan antimikrobiyal dirençli Salmonella ve Campylobacter taşıyabilirler.
İnsanlar da hayvanlarla doğrudan temas yoluyla antimikrobiyal dirençli bakteriler taşıyabilmektedir. Kimi zaman çiftlik hayvanlarından özellikle domuzlardan izole edilen belli MRSA suşlarında bu durum görülmektedir.
Bununla birlikte, insandaki mikroorganizmalardaki antimikrobiyal direncin majör sebebi insan ilaçlarında, toplumda, hastanelerde ve sağlık bakımına ilişkin diğer ortamlarda antimikrobiyal kullanımıdır.

Birey/hasta düzeyinde:
Antibiyotik kullanımı, insanlardaki normal bakteriyel florayı değiştirir ve bu da çoğu kez antibiyotik dirençli bakterilerin ortaya çıkması ve/ya ayıklanmasının yanı sıra diyare gibi yan etkilerle sonuçlanmaktadır.
Bu dirençli bakteriler, altı aya kadar ve bazen daha uzun süre hayatta kalabilmekte fakat genellikle enfeksiyona yol açmamaktadırlar.
Dirençli bakteri kolonisi ortaya çıkan/taşıyan hastaların genellikle, aynı bakterinin duyarlılık varyantlarının yol açtığı enfeksiyonlara nazaran bu dirençli bakterilerin yol açtığı enfeksiyonları geliştirmeleri daha olasıdır.
Antibiyotikler ihtiyaç duyulmadığı takdirde, örn. yaygın soğuk algınlığı veya influenza gibi viral enfeksiyonların tedavisinde kullanılmamalıdır.
Antibiyotiğe ihtiyaç duyulduğu takdirde (bir tıp doktorunun reçete yazarak karar vermesi halinde), enfeksiyonu en etkili biçimde tedavi etmek ve direncin ortaya çıkma riskini azaltmak için antibiyotikler doğru dozda, doğru doz aralığında ve reçeteye uygun zaman aralıklarında alınarak uygun biçimde kullanılmalıdır.
Antibiyotikler uygun biçimde kullanıldığı halde, bazen bakterilerin doğal adaptif reaksiyonu olarak antibiyotik direnci gelişebilmektedir. Antibiyotik dirençli bakterilerin ortaya çıkması ve gelişmesi durumunda, enfeksiyon taşıyan hastalardan diğer hastalara veya kişilere enfeksiyon bulaşmasını önlemek amacıyla enfeksiyon kontrol tedbirlerinin oluşturulması gerekmektedir.

Popülasyon düzeyinde:
AB'de görülen dirençli bakteri oranlarında ülkeler arasında büyük değişiklikler bulunmaktadır ve çoğunlukla kuzeyden güneye değişim gösteren bu varyasyonlar, Avrupa Antimikrobiyal Direnç Bildirim Sistemi (EARSS) tarafından incelenmektedir. Avrupa Antimikrobiyal Tüketim Sürveyansı (ESAC) projesinden elde edilen verilerle gösterildiği üzere AB'ye üye devletler arasında antibiyotik kullanımında da geniş varyasyonlar bulunmaktadır.
Popülasyon boyutuna göre kontrol edildiğinde, ayakta tedavi edilen hastalar için en fazla antibiyotik kullanan üye devletlerden olan Yunanistan ve Kıbrıs, en az antibiyotik kullanan üye devletlerden Hollanda'ya nazaran yerli halk ve yıl başına yaklaşık üç kat daha fazla antibiyotik kullanmaktadır.
Antibiyotik tüketim seviyeleri ile antibiyotik direnci seviyeleri arasında uyumlu bir korelasyon vardır, yani bir popülasyondaki antibiyotik kullanımı arttıkça, bu popülasyonda görülen enfeksiyonlardan sorumlu bakterilerde antibiyotik direnci o kadar yüksek olacak demektir.
2001/83/EC sayılı Direktif'e ve Üye Devletlerin ulusal mevzuatına dayalı olarak, sistematik olarak (yani lokal olarak değil) kullanılacak antimikrobiyaller genellikle tıp doktoru tarafından yazılmış bir reçetenin sunulması kaydıyla yalnız eczanelerde satılmalıdır. Buna rağmen, halen bazı Üye Devletler'de antimikrobiyallerin reçetesiz satışına devam edilmektedir.
Ekim 2008 itibariyle, İngiltere'de asemptomatik olan fakat genital Klamidya enfeksiyonu teşhis edilen hastaların eczacılardan (reçetesiz olarak) eksiksiz bir tedavi kürü sunan azitromisin adlı antibiyotiği tek doz halinde temin etmeleri mümkün hale gelmiştir. Sistemik antibiyotiklerin reçetesiz satılabildiği tek istisnai durum budur.
Bazı ülkelerde, ayakta tedavi edilen hastalar için antibiyotik kullanımında ve genellikle ayakta tedavi edilen hastalarda ortaya çıkan enfeksiyonlardan sorumlu olan bakterilerdeki antibiyotik direncinde azalma eğilimleri görülmektedir.
Yakın geçmişte Üye Devletlerden altısı (yani Fransa, Belçika, Slovakya, Çek Cumhuriyeti, Slovenya ve İsveç) ayakta tedavi edilen hastalar için antibiyotik kullanımındaki azalma eğilimlerini rapor etmiştir.
Bu azalma, Fransa ve Belçika'da akılcı antibiyotik kullanımını sağlamak üzere ülke çapında ulusal bir eyleme ön ayak oldu ve toplum bilinci oluşturmak için yılda bir kez düzenlenen kampanya da bu eylem planında yerini aldı.
Ulusal verilerin yanı sıra EARSS 2007 Yıllık Raporunda, genellikle ayakta tedavi edilen hastalarda ve özellikle çocuklarda ortaya çıkan enfeksiyonlardan sorumlu bir bakteri olan Streptococcus pneumonia ’ da direncin azalmakta olduğunu bildirildi.
AB'ye Üye bazı Devletlerden elde edilen bu olumlu deneyimler, antibiyotiklerin ihtiyaç duyulmadığı durumlarda, örneğin soğuk algınlığı veya influenza gibi viral enfeksiyonların tedavisinde kullanılmasını azaltma amacına yönelik bir kampanya olan Avrupa Antibiyotik Farkındalık Gününün arka planını oluşturmuştur.
Bazı ülkelerde, dirençte görülen azalma eğilimleri, sağlık bakımı ile ilişkili enfeksiyonlardan sorumlu tek mikroorganizma olarak adlandırılan MRSA için incelenmektedir.
EARSS 2007 Yıllık Raporunda, üye devletlerden yedisinin dolaşım sistemi enfeksiyonlarından kaynaklı S. aureus’lar arasında yer alan MRSA'nın yüzdesinde önemli oranda azalma olduğu bildirildi.
Bunun sebebi, örneğin Slovenya, Fransa ve İngiltere'den elde edilen ulusal verilerin de gösterdiği üzere, bu ülkelerdeki hastanelerde uygulanan enfeksiyon kontrolü, el hijyeni ve antibiyotik politikası ile ilgili çabaların arttırılmasıdır.
Umut verici bu deneyimlere rağmen, üye devletlerin çoğunluğunda özellikle S. aureus (MRSA), Escherichia coli, Klebsiella pneumoniae ve peudomonas aeruginosa gibi yaygın bakterilerdeki antimikrobiyal direnç halen yüksektir veya artış göstermektedir.
Buna ek olarak, çok sayıda antibiyotik grubuna karşı tamamen veya neredeyse tamamen dirençli bakterilerden kaynaklı enfeksiyon vakaları AB'de halen görülmektedir. Karbapenemaz (KPC) üreten Enterobacteriaceae türleri (çoğunlukla Klebsiella pneumoniaei) ve çoklu ilaç dirençli Acinetobacter bu türden bakteri örnekleridir. Bu tür hastaların tedavi edilmesinde tercih edilebilecek akılcı bir antibiyotik tedavisi mevcut değildir ve tedavi çoğunlukla kolistin gibi eski ve toksik antibiyotiklere dayanmaktadır.
Bu yeni eğilim endişe uyandırmaktadır. Çünkü yürütülen araştırma-geliştirme çalışmalarına göre bu bakterilere karşı potansiyel olarak aktivite gösterebilecek ve önümüzdeki 5-10 yıl içerisinde piyasaya sürülebilecek çok az sayıda bileşen mevcuttur.
Modern tedaviler, bir komplikasyonun ortaya çıkması halinde veya herhangi bir enfeksiyon profilaksisi için etkili olan antibiyotiklerin kullanılabilirliğine dayanmaktadır. Etkili antibiyotikler olmadan yoğun bakım, organ nakli, kanser kemoterapisi, preterm bebeklerin bakımı veya kalça ya da diz protezi ameliyatı gibi yaygın cerrahi işlemlerin uygulanması bile mümkün olmamaktadır.



Antimikrobiyal dirençli mikroorganizmaların tedaviye cevap vermemesi nedeniyle, bu mikroorganizmaların yol açtığı enfeksiyonlar, uzamış hastalıklar, hastanede uzun süreli yatma ve buna bağlı daha yüksek ölüm riskleri ile sonuçlanmaktadır. 2000/96/EC sayılı Komisyon Kararı'nda listelenen tüm bulaşıcı hastalıklar (nozokomiyal enfeksiyonlar dahil) arasındaki toplam antimikrobiyal direnç yükü henüz bilinmemektedir. Ön tahminlere göre, çoklu ilaç dirençli en yaygın bakterilerin neden olduğu hastane kökenli enfeksiyonlarla olan ölümlerin, hastane kökenli tüm enfeksiyonlarla olan ölümlere oranı 1/2 :1/3 şeklindedir Antimikrobiyal direnci dünya çapında bir problemdir.
Gelişmekte olan ülkelerde doğru antibiyotik tedavisinden yoksun olan insanların hayatlarını kaybetmeleri ve uygunsuz kullanımdan kaynaklı antibiyotik direnci her kıtada endişe yaratmaya devam ediyor;
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), ülkelerin antibiyotik direncini izlemek ve müdahalede bulunmaya yönelik (örneğin, antibiyotiklerin yalnız reçete ile satın alınmasını sağlamak) sistemler oluşturmasına yardımcı olmak için global strateji ve kılavuzlar yayınlamıştır.
Antimikrobiyal direncin yüksek olduğu ülkelere seyahatte bulundukları esnada hastane bakımına ihtiyaç duyan ve akabinde ülkesine geri gönderilen yolcular, dirençli bakteriler tarafından kolonize olmuş biçimde ve hatta çoklu ilaç dirençli bakteriler tarafından enfekte olmuş şekilde geri dönebilirler.

REÇETE YAZAN PRATİSYEN HEKİMLER İÇİN BİLGİLER:

Artan antibiyotik direnci günümüzde ve gelecekte antibiyotiklerin etkinliğini tehdit etmektedir.
Antibiyotik direnci Avrupa'da giderek artan ciddi bir halk sağlığı sorunudur.
Antibiyotik dirençli bakterilerin yol açtığı enfeksiyon sayısı artarken, yeni antibiyotiklerin geliştirilmesi için yapılan hazırlıklar gelecek vaat etmemektedir. Yani antibiyotik tedavisinin gelecekteki etkinliği umutsuz görünmektedir.

Antibiyotiğe karşı dirençli bakterilerdeki artış, temel sağlık bakımı uygulanan hastalarda, sınırlı ve uygun antibiyotik kullanımının teşvik edilmesiyle önlenebilir.

Antibiyotik direncinin ortaya çıkması, antibiyotiğe maruz kalmakla ilişkilidir. Bir populasyonda antibiyotiklerin nasıl tüketildiğinin yanı sıra tüketilen toplam antibiyotik miktarının da antibiyotik direnci üzerinde etkisi vardır.
Avrupa'daki bazı ülkelerin elde ettiği deneyimler, ayakta tedavi edilen hastalar için reçete edilen antibiyotik miktarındaki azalmanın antibiyotik direncinde aynı oranda azalma ile sonuçlandığını göstermiştir.
Birinci basamak tedavi hizmetlerinde tüm antibiyotik reçetelerinin yaklaşık %80 ile %90'ının solunum yolu enfeksiyonları için düzenlendiğini gösterilmiştir.
Birçok solunum yolu enfeksiyonu vakasında antibiyotiklerin gerekli olmadığına ve hastanın bağışıklık sisteminin basit enfeksiyonlarla mücadele edebilecek yeterlikte olduğuna ilişkin kanıtlar mevcuttur.
Örneğin ciddi oranda şiddetlenen KOAH gibi belirli risk faktörleri taşıyan ve tükürük salgısında artış görülen hastalar için antibiyotik reçete edilmesi gereklidir.
Birinci basamak tedavi hizmetlerinde gereksiz antibiyotik reçete edilmesi karmaşık bir fenomen olmakla birlikte daha çok semptomların, tanı belirsizliğinin ve algılanan hasta beklentilerinin yanlış yorumlanması gibi faktörlerle ilişkilidir.

Hastalarla iletişim kurmak çok önemlidir
Araştırmalar, birinci basamak tedavi hizmetlerinin yürütüldüğü ortamlardaki hasta memnuniyetinin antibiyotik reçetesi verilmesinden ziyade daha çok etkili iletişime bağlı olduğunu ve üst solunum yolu enfeksiyonları için yazılan antibiyotiklerin, hastanın yeniden başvuru oranını düşürmediğini göstermiştir.
Doktorların hastalarına verdikleri tıbbi bilgiler ve tavsiyeler, hastanın hastalık süreçlerini doğru algılamasını, beklentilerinin değişmesini ve antibiyotik isteğini etkilemektedir.
Reçete yazan pratisyen hekimlerin, hastalarına antibiyotik yazmak yerine danışmanlık hizmeti vermeleri daha fazla zaman almayacaktır. Araştırmalar, yüksek oranda hasta memnuniyetini sağlarken bunun ortalama aynı danışmanlık süresi içerisinde yapılabileceğini göstermiştir.
Antibiyotikleri ne zaman kullanmalıyım?
Antibiyotikler, yaygın soğuk algınlığı veya grip gibi virüslerin neden olduğu enfeksiyonlar için çözüm değillerdir. Antibiyotikler sadece bakteriyel enfeksiyonlara karşı etkilidir. Doğru teşhisin yanı sıra, antibiyotiğe ihtiyaç olup olmadığına ancak bir tıp doktoru karar verebilir.

Unutmayın: Antibiyotikler soğuk algınlığı veya grip için fayda sağlamaz.
Antibiyotikler sadece bakteriyel enfeksiyonlara karşı etkilidir – yaygın grip veya nezle gibi virüslerin neden olduğu enfeksiyonların iyileştirilmesinde fayda sağlamazlar.
Antibiyotikler virüsün diğer insanlara bulaşmasını önlemezler.
Yanlış sebeplerle örneğin soğuk algınlığı veya grip için kullanılan antibiyotikler size hiçbir fayda sağlamaz.
Antibiyotiklerin yanlış kullanılması sadece bakterilerin antibiyotik tedavilerine karşı direnç göstermelerine yol açar. Bunun sonucunda da, daha sonra antibiyotiğe ihtiyaç duyduğunuzda işe yaramazlar.
Antibiyotiklerin çoğunlukla ishal gibi yan etkileri bulunmaktadır.
Antibiyotik almadan önce her zaman doktorunuzun tavsiyelerine uyun.

Antibiyotikler ve grip salgını: Ne yapmalıyım?

Antibiyotikleri nasıl kullanmalıyım?
Doktorunuz antibiyotik almanızı gerekli gördüğü takdirde, antibiyotikleri uygun biçimde kullanmanız çok önemlidir.

Unutmayın: Antibiyotikleri uygun biçimde kullanın.
Antibiyotik kullanımı, bakterilerin antibiyotik tedavilerine direnç göstermesine yol açmaktadır, bu nedenle antibiyotiklerin yanlış sebeplerle ve doğru olmayan biçimde alınmaması önemlidir.
Yalnız doktor tarafından reçete edilen antibiyotikleri kullanın. Antibiyotikleri nasıl kullanacağınız konusunda doktorunuzun dediklerini yapın. Böylece antibiyotikler ileride de etkilerini kaybetmezler.
Artık antibiyotikleri saklamayın. Eğer reçetede belirtilenden daha fazla miktarda aldıysanız, artan ilaçları nasıl imha edeceğinizi eczacınıza sorun.

Antibiyotikleri neden uygun biçimde kullanmalıyım?
Antibiyotiklerin yanlış nedenle veya doğru olmayan biçimde kullanılması, bakterilerin sonraki tedavilere karşı direnç göstermesine neden olabilir. Bu yalnızca antibiyotiği uygun olmayan biçimde kullanan kişi açısından değil, sonradan dirençli bakteriye yakalanma riski olan herkes için tehlike oluşturmaktadır.

Unutmayın: Antibiyotiklerin etkili olmasını sağlamak herkesin sorumluluğudur.
Beş yıl öncesinden öngörüldüğü şekilde antibiyotikler etkili olma özelliklerini hızla kaybetmeye başladılar. Aşırı antibiyotik kullanımı bakterilerin antibiyotik tedavilerine karşı direnç göstermelerine neden olmaktadır.
Antibiyotikleri şimdiki hızda tüketmeye devam edersek, Avrupa antibiyotik öncesi çağa geri dönebilir ve akciğer enfeksiyonu gibi bir enfeksiyon ölümle sonuçlanabilir.
Antibiyotikleri yanlış sebeplerle veya doğru olmayan sebeplerle kullanmayın.
Antibiyotiği uygun biçimde ne zaman ve nasıl kullanacağınız konusunda her zaman doktorunuzun tavsiyelerine uyun; bu sayede antibiyotikler gelecekte de etkilerini koruyabilirler.
Antibiyotikler ve grip salgını
Grip salgını yanlış antibiyotik kullanma riskini arttırmaktadır. Antibiyotikler, grip salgını dahil olmak üzere virüslerin neden olduğu enfeksiyonlar için çözüm sağlamazlar.



Antibiyotikler sadece bakteriyel enfeksiyonlara karşı etkilidir. Yakalandığınız enfeksiyon ile ilgili doğru teşhisin yanı sıra, antibiyotiğe ihtiyacınız olup olmadığına ancak bir tıp doktoru karar verebilir.

Unutmayın: İnfluenza A(H1N1)v salgını için kendi kendinize antibiyotik tedavisi uygulamayın.
- Antibiyotikler, influenza A(H1N1)v dahil olmak üzere virüslere karşı fayda sağlamaz.
- Antibiyotikler, influenza A(H1N1)v salgınının ve diğer virüslerin başka insanlara bulaşmasını önlemez.
- Yanlış sebeplerle örneğin grip için alınan antibiyotikler size hiçbir fayda sağlamaz, ishal gibi yan etkileri olabilir, ve bakterilerdeki antibiyotik direncini arttırır. Bunun sonucunda da, gelecekte antibiyotiğe ihtiyaç duyduğunuzda artık fayda sağlamazlar.
- Bakteriyel akciğer enfeksiyonları bir grip komplikasyonudur. Buna influenza A(H1N1)v enfeksiyonu da dahildir. Bu türden komplikasyon görülen hastalar, yalnızca doktorları tarafından öngörülen uygun antibiyotik tedavisinden fayda görürler.
- Antibiyotik almadan önce her zaman doktorunuzun tavsiyelerine uyun.

Aşağıdaki durumlarda doktorunuzu arayın:
* Siz (veya çocuğunuz) gribe yakalandıysanız ve belirli bir risk grubuna dahilseniz, yani:
- belli başlı bir kronik hastalığınız (astım veya kronik obstrüktif akciğer hastalıkları (KOAH), şeker hastalığı, bağışıklık sisteminde baskılanma, kronik kardiyovasküler hastalıklar (basit hipertansiyon dışında), kronik böbrek yetmezliği, epilepsi ve kanser) varsa
- gebe iseniz
- çocuğunuz iki yaşından küçük ise
* Siz (veya çocuğunuz) ciddi semptomlar gösteriyorsanız.
* Siz (veya çocuğunuz) gribe yakalandıysanız ve semptomlar iyileşmiyor ya da daha da kötüleşiyor ise.
İleriye dönük inceleme – Raporlar ve diğer kaynaklar
“Antimikrobiyal direnci ve sağlık bakımı ile ilişkili enfeksiyonlar, birlikte veya ayrı ayrı, AB'de majör bulaşıcı hastalık sorunları yaratmakta ve durumun gelecekte daha da kötüye gideceğinin belirtilerini göstermektedir.”

Avrupa'da Bulaşıcı Hastalıkların Epidemiyoloji Yıllık Raporu, Haziran 2007

Referanslar

[1] - Arroll B, Kenealy T. Antibiotics for the common cold and acute purulent rhinitis. Cochrane Database of Systematic Reviews 2005, Issue 2. Art. No.: CD000247.
[2] - Fahey T, Stocks N, Thomas T. Systematic review of the treatment of upper respiratory tract infection. Arch Dis Child 1998;79(3):225-30.
[3] - Malhotra-Kumar S, Lammens C, Coenen S, Van Herck K, Goossens H. Effect of azithromycin and clarithromycin therapy on pharyngeal carriage of macrolide-resistant streptococci in healthy volunteers: a randomised, double-blind, placebo-controlled study. Lancet 2007;369(9560):482-90.
[4] - Donnan PT, Wei L, Steinke DT, Phillips G, Clarke R, Noone A, Sullivan FM, MacDonald TM, Davey PG. Presence of bacteriuria caused by trimethoprim resistant bacteria in patients prescribed antibiotics: multilevel model with practice and individual patient data. BMJ 2004;328(7451):1297-301.
[5] - London N, Nijsten R, Mertens P, v d Bogaard A, Stobberingh E. Effect of antibiotic therapy on the antibiotic resistance of faecal Escherichia coli in patients attending general practitioners. J Antimicrob Chemother 1994;34(2):239-46.
[6] - Daneman N, McGeer A, Green K, Low DE; for the Toronto Invasive Bacterial Diseases Network. Macrolide resistance in bacteremic pneumococcal disease: implications for patient management. Clin Infect Dis 2006;43(4):432-8.
[7] - Fahey T, Smucny J, Becker L, Glazier R. Antibiotics for acute bronchitis. Cochrane Database of Systematic Reviews 2004, Issue 4. Art. No.: CD000245.
[8] - Shehab N, Patel PR, Srinivasan A, Budnitz DS. Emergency department visits for antibiotic-associated adverse events. Clin Infect Dis 2008;47:online. DOI: 10.1086/591126.
[9] - Guillemot D, Carbon C, Balkau B, Geslin P, Lecoeur H, Vauzelle-Kervroëdan F, Bouvenot G, Eschwége E. Low dosage and long treatment duration of beta-lactam: risk factors for carriage of penicillin-resistant Streptococcus pneumoniae. JAMA 1998;279(5):365-70.
[10] - Grigoryan L, Burgerhof JG, Haaijer-Ruskamp FM, Degener JE, Deschepper R, Monnet DL, Di Matteo A, Scicluna EA, Bara AC, Lundborg CS, Birkin J, on behalf of the SAR group. Is self-medication with antibiotics in Europe driven by prescribed use? J Antimicrob Chemother 2007;59(1):152-6.
[11] - European Antimicrobial Resistance Surveillance System. EARSS Annual Report 2006. Bilthoven, Netherlands: National Institute for Public Health and the Environment, 2007.
[12] - Cohen ML. Epidemiology of drug resistance: implications for a post-antimicrobial era. Science 1992;257(5073):1050-5.
[13] - Austrian R. The pneumococcus at the millennium: not down, not out. J Infect Dis 1999;179 Suppl 2:S338-41.

Daha fazla bilgi için

• pandemic influenza A(H1N1)v
• personal protective measures for reducing the risk of acquiring and transmitting pandemic influenza A(H1N1)v and influenza

Referanslar

[1] - Morens DM, Taubenberger JK, Fauci AS. Predominant role of bacterial pneumonia as a cause of death in pandemic influenza: implications for pandemic influenza preparedness. J Infect Dis. 2008;198(7):962-70.
[2] - Fahey T, Stocks N, Thomas T. Systematic review of the treatment of upper respiratory tract infection. Arch Dis Child 1998;79(3):225-30.
[3] - Arroll B, Kenealy T. Antibiotics for the common cold and acute purulent rhinitis. Cochrane Database of Systematic Reviews 2005, Issue 2. Art. No.: CD000247.
[4] - Fahey T, Smucny J, Becker L, Glazier R. Antibiotics for acute bronchitis. Cochrane Database of Systematic Reviews 2004, Issue 4. Art. No.: CD000245.
[5] - Shehab N, Patel PR, Srinivasan A, Budnitz DS. Emergency department visits for antibiotic-associated adverse events. Clin Infect Dis 2008;47:online. DOI: 10.1086/591126.
[6] - Malhotra-Kumar S, Lammens C, Coenen S, Van Herck K, Goossens H. Effect of azithromycin and clarithromycin therapy on pharyngeal carriage of macrolide-resistant streptococci in healthy volunteers: a randomised, double-blind, placebo-controlled study. Lancet 2007;369(9560):482-90.
[7] - Donnan PT, Wei L, Steinke DT, Phillips G, Clarke R, Noone A, Sullivan FM, MacDonald TM, Davey PG. Presence of bacteriuria caused by trimethoprim resistant bacteria in patients prescribed antibiotics: multilevel model with practice and individual patient data. BMJ 2004;328(7451):1297-301.
[8] - London N, Nijsten R, Mertens P, v d Bogaard A, Stobberingh E. Effect of antibiotic therapy on the antibiotic resistance of faecal Escherichia coli in patients attending general practitioners. J Antimicrob Chemother 1994;34(2):239-46.
[9] - Daneman N, McGeer A, Green K, Low DE; for the Toronto Invasive Bacterial Diseases Network. Macrolide resistance in bacteremic pneumococcal disease: implications for patient management. Clin Infect Dis 2006;43(4):432-8.
[10] - McCullers JA, English BK. Improving therapeutic strategies for secondary bacterial pneumonia following influenza. Future Microbiol. 2008;3:397-404.

Referanslar

[1] - European Antimicrobial Resistance Surveillance System. EARSS Annual Report 2007. Bilthoven, Netherlands: National Institute for Public Health and the Environment, 2008.
[2] - Cars O, Högberg LD, Murray M, Nordberg O, Sivaraman S, Lundborg CS, So AD, Tomson G. Meeting the challenge of antibiotic resistance. BMJ 2008;337:a1438. doi: 10.1136/bmj.a1438.
[3] - Finch R. Innovation - drugs and diagnostics. J Antimicrob Chemother 2007;60(Suppl 1):i79-82.
[4] - Boucher HW, Talbot GH, Bradley JS, Edwards JE, Gilbert D, Rice LB, Scheld M, Spellberg B, Bartlett J. Bad bugs, no drugs: no ESKAPE! An update from the Infectious Diseases Society of America. Clin Infect Dis 2009;48(1):1-12.
[5] - Malhotra-Kumar S, Lammens C, Coenen S, Van Herck K, Goossens H. Effect of azithromycin and clarithromycin therapy on pharyngeal carriage of macrolide-resistant streptococci in healthy volunteers: a randomised, double-blind, placebo-controlled study. Lancet 2007;369(9560):482-90.
[6] - Donnan PT, Wei L, Steinke DT, Phillips G, Clarke R, Noone A, Sullivan FM, MacDonald TM, Davey PG. Presence of bacteriuria caused by trimethoprim resistant bacteria in patients prescribed antibiotics: multilevel model with practice and individual patient data. BMJ 2004;328(7451):1297-301.
[7] - Hillier S, Roberts Z, Dunstan F, Butler C, Howard A, Palmer S. Prior antibiotics and risk of antibiotic-resistant community-acquired urinary tract infection: a case-control study. J Antimicrob Chemother 2007;60(1):92-9.
[8] - London N, Nijsten R, Mertens P, v d Bogaard A, Stobberingh E. Effect of antibiotic therapy on the antibiotic resistance of faecal Escherichia coli in patients attending general practitioners. J Antimicrob Chemother 1994;34(2):239-46.
[9] - Goossens H, Ferech M, Vander Stichele R, Elseviers M; ESAC Project Group. Outpatient antibiotic use in Europe and association with resistance: a cross-national database study. Lancet 2005;365(9459):579-87.
[10] - Guillemot D, Carbon C, Balkau B, Geslin P, Lecoeur H, Vauzelle-Kervroëdan F, Bouvenot G, Eschwége E. Low dosage and long treatment duration of beta-lactam: risk factors for carriage of penicillin-resistant Streptococcus pneumoniae. JAMA 1998;279(5):365-70.
[11] - Butler CC, Dunstan F, Heginbothom M, Mason B, Roberts Z, Hillier S, Howe R, Palmer S, Howard A. Containing antibiotic resistance: decreased antibiotic-resistant coliform urinary tract infections with reduction in antibiotic prescribing by general practices. Br J Gen Pract 2007;57(543):785-92.
[12] - Goossens H, Coenen S, Costers M, De Corte S, De Sutter A, Gordts B, Laurier L, Struelens MJ. Achievements of the Belgian Antibiotic Policy Coordination Committee (BAPCOC). Euro Surveill 2008;13(46):pii=19036.
[13] - Sabuncu E, David J, Bernède-Bauduin C, Pépin S, Leroy M, Boëlle PY, Watier L, Guillemot D. Significant reduction of antibiotic use in the community after a nationwide campaign in France, 2002-2007. PLoS Med 2009;6(6):e1000084.
[14] - Cals JWL, Butler CC, Hopstaken RM, Hood K, Dinant GJ. Effect of point of care testing for C reactive protein and training in communication skills on antibiotic use in lower respiratory tract infections: cluster randomised trial.BMJ 2009 May 5;338:b1374. doi: 10.1136/bmj.b1374.
[15] - Wise R, Hart T, Cars O, Streulens M, Helmuth R, Huovinen P, Sprenger M., Antimicrobial resistance. Is a major threat to public health. BMJ 1998;317(7159):609-10.
[16] - Butler CC, Hood K, Verheij T, Little P, Melbye H, Nuttall J, Kelly MJ, Mölstad S, Godycki-Cwirko M, Almirall J, Torres A, Gillespie D, Rautakorpi U, Coenen S, Goossens H. Variation in antibiotic prescribing and its impact on recovery in patients with acute cough in primary care: prospective study in 13 countries. BMJ 2009;338:b2242.
[17] - Smucny J, Fahey T, Becker L, Glazier R. Antibiotics for acute bronchitis. Cochrane Database Syst Rev 2004;(4):CD000245.
[18] - Spurling GK, Del Mar CB, Dooley L, Foxlee R. Delayed antibiotics for respiratory infections. Cochrane Database Syst Rev 2007;(3):CD004417.
[19] - Puhan MA, Vollenweider D, Latshang T, Steurer J, Steurer-Stey C. Exacerbations of chronic obstructive pulmonary disease: when are antibiotics indicated? A systematic review. Respir Res 2007 Apr 4;8:30.
d [20] - Puhan MA, Vollenweider D, Steurer J, Bossuyt PM, Ter Riet G. Where is the supporting evidence for treating mild to moderate chronic obstructive pulmonary disease exacerbations with antibiotics? A systematic review. BMC Med. 2008 Oct 10;6:28.
[21] - Akkerman AE, Kuyvenhoven MM, Wouden JC van der, Verheij TJM. Determinants of antibiotic overprescribing in respiratory tract infections in general practice. J Antimicrob Chemother 2005;56(5):930-6.
[22] - Butler CC, Rollnick S, Pill R, Maggs-Rapport F, Stott N. Understanding the culture of prescribing: qualitative study of general practitioners' and patients' perceptions of antibiotics for sore throats. BMJ 1998;317(7159):637-42.
[23] - Kallestrup P, Bro F. Parents' beliefs and expectations when presenting with a febrile child at an out-of-hours general practice clinic. Br J Gen Pract 2003;53(486):43-4.
[24] - Macfarlane J, Holmes W, Macfarlane R, Britten N. Influence of patients’ expectations on antibiotic management of acute lower respiratory tract illness in general practice: questionnaire study. BMJ 1997;315(7117):1211-4.
[25] - Li J, De A, Ketchum K, Fagnan LJ, Haxby DG, Thomas A. Antimicrobial prescribing for upper respiratory infections and its effect on return visits. Fam Med 2009;41(3):182-7.
[26] - Rutten G, Van Eijk J, Beek M, Van der Velden H. Patient education about cough: effect on the consulting behaviour of general practice patients. Br J Gen Pract 1991; 41(348):289-92.
[27] - Cals JWL, Scheppers NAM, Hopstaken RM, Hood K, Dinant GJ, Goettsch H, Butler CC. Evidence based management of acute bronchitis; sustained competence of enhanced communication skills acquisition in general practice. Patient Educ Couns 2007;68(3):270-8.
[28] - Welschen I, Kuyvenhoven MM, Hoes AW, Verheij TJM. Effectiveness of a multiple intervention to reduce antibiotic prescribing for respiratory tract symptoms in primary care: randomised controlled trial. BMJ 2004; 329(7463):431-3.

Reports and other resources

Council Conclusions on Antimicrobial Resistance (AMR), EPSCO Council, June 2008
Annual Epidemiological Report on Communicable Diseases in Europe, June 2007
Microbes Without Borders: Key Facts on Infectious Diseases in Europe, June 2007
Report from the Commission to the Council on the basis of Member States’ Reports on the implementation of the Council Recommendation (2002/77/EC) on the prudent use of antimicrobial agents in human medicine, December 2000
The European Community Strategy Against Antimicrobial Resistance, S. Bronzwaer, A. Lonnroth, R. Haigh, January 2004
Eurobarometer: "Les Antibiotiques", November 2003
Council Recommendation: on the prudent use of antimicrobial agents in human medicine (Text with EEA Relevance), November 2001
Communication from the Commission on a community strategy against antimicrobial resistance, June 2001
The Copenhagen Recommendations, September 1998
The European Antimicrobial Resistance Surveillance System (EARSS)
European Surveillance of Antibiotic Consumption (ESAC)
Commission DG SANCO’s Initiative “Europe for Patients”
Commission DG Research site on AMR
ECDC homepage
Refik Saydam Hıfzısıhha Başkanlığı
Cemal Gürsel Cad. No:18
Tel : (0312) 458 20 00
Faks : (0312) 458 24 08
Doktorunuzun ve sağlık bakım kuruluşunuzun size ve sağlığınıza ilişkin en iyi bilgi kaynağının olduğunu hatırlatırız.
Bu sitedeki bilgiler bir hekime danışmanın yerine geçemez.
Sağlığınız, hastalık belirtileriniz veya ilaçlar konusunda lütfen doktorunuza müraacat ediniz.